Nerden çıktı şimdi bu “Ctrl+C,
Ctrl+V”
 önce ne demek ona bakalım,
gerçi bilmeyen yok ama ben yine de açıklayayım: bilgisayar klavyesinde KOPYALA, YAPIŞTIR işleminin kısa yolu
anlamına geliyor.

Tamam süper ! Bilgisayara giriş dersimiz bitti gelelim hakikate, genellikle toplum olarak yaratıcı değiliz ama icat edilmiş ya da yapılmış her şeyi  ufak dokunuşlarla ,geliştirme ve değiştirme özelliğimiz tartışılmaz bir hal almış.

Birkaç yıl turizm sektöründe eğitimler verdim. Tabi Türkiye’deki birçok otelde kalma şansım oldu. Bu sırada gözlemlediğim farklı olaylar içerisinde ise: o gördüğümüz sarışın mavi gözlü turist çocukları var ya, elini yüzüne, yere, masaya her yere bulaştıra bulaştıra yemeklerini kendi başlarına yiyorlar ya, bayılıyorum tek başlarına bir şeyler yapmalarına, fakat aynı otelde ki bizim çocuklara bakınca; “anne yemeği alıyor, babası yediriyor,halası ağzını siliyor. Sonra bizim çocuk büyüyor, bizde o çocuktan bir şeyler bekliyoruz. Aslında hep böyleyiz , yaş 35 olunca da sağımızda solumuzdabirilerini arıyoruz. Nedir bu? Özgüven eksikliğimi yoksa başka bir şey mi bende çözmüş değilim. Sonra  bu çocuktan bekle bir şeyler .

Şimdi Türkiye’deki işletmelere şöyle bakalım birisi kampanya yada slogan buluyor, ertesi gün rakip firma “Ctrl+C, Ctrl+V”… Birisi bir kampanya yapıyor “Ctrl+C, Ctrl+V” … Tabi en önemli kısmı; azıcık oradan, azıcık buradan değiştiriyor. Ama aynısı değil KESİNLİKLE…

Hatta model çıkartan firmalar var tekstil, mobilya, araç firmaları gibi inceleyin, birisi uğraşmış çabalamış bulmuş, modeli çıkarmış, diğeri de; ucundan azıcık almış, kesmiş, renk değiştirmiş sonra “Ctrl+C, Ctrl+V”.

Artık  eleştirmiyorum bu olayları hiç kızmıyorum da. Neden mi ? alın size bir soru “ÇARŞIDAN ALDIM BİR TANE EVE GELDİM BİN TANE?” cevap aynı ;hep NAR dedik değil mi? Bilemeyince de kızdık çocuklarımıza… İşte artık NAR  değil cevabımız.

Ben hemen cevap vereyim; akıllı, yaratı çocuklar ve gençler artık bu soruya “ıslak mendil, cips, mısır gevreği” diye cevap veriyor. Bu cevapları duyunca iyi yerlere gideceğiz diyorum kendi kendime. Çocuklarınıza kendi kendine yemek yemeği öğretelim, öğretelim ki artık bizde bir yerlere gelelim.

Eğer zamanın da masaya çarptığımızda masaya değil de, duran masaya çarptık diye bizim kafamıza vursalardı.

Bugün böyle olmazdık arkadaş…

Sevgiler…